Üç kitap gelir, her biri sana yöneltilmiş bir gerekçeyle. Tanıtım değil: bir teşhis ve bir reçete.
DönPaylaş
Ayna
Kürk Mantolu Madonna
Sabahattin Ali · 1943
Raif Efendi herkesin gözünde silik bir kâtiptir; oysa çekmecesindeki defterde, Berlin'de bir sergide Maria Puder'in otoportresi karşısında durduğu an ve yaşanmış koca bir başka hayat saklıdır. Sen de bir süredir iki hayat taşıyorsun: herkesin gördüğü hayat ve bavulunu topladığın hayat. Kitabı kapattığında hangi hayatın senin olduğunu adıyla söyleyebileceksin, ve bunu söylemek için geç kalmadığını da.
Yol
Zorba
Nikos Kazancakis · 1946
Girit sahilinde aylarca kurulan büyük düzenek gözlerinin önünde çöker; Zorba yıkıntının ortasında kollarını açar ve anlatıcıya kumsalda dans etmeyi öğretir. Kazancakis'in bu sahnesi şu an ihtiyacın olan tek dersi taşır: bir şeyin bitmesiyle bir insanın bitmesi ayrı şeylerdir. Sen kararını zaten verdin, yol belli; eksik olan plan değil, yıkıntıya bakıp gülebilen bir tanık. Zorba sana akıl vermez, iştah verir. Yola çıktığın hafta oku: bavulun aynı bavul kalır ama onu taşıyan el değişir.
Pencere
Düşünceler
Marcus Aurelius · 180
Bir imparator, savaş çadırında geceleri kendine notlar alır: yayımlamak için değil, sabah yeniden başlayabilmek için. Marcus Aurelius'un bir satırı vardır: yolun üstündeki engel, yolun kendisi olur. İki bin yıl öteden, tam da eşikte duran birine yazılmış gibidir. Bu kitap sana ne olacağını söylemez; neyin senin elinde olduğunu gösterir, gerisini sessizce bırakır. Yeni hayatının ilk sabahlarında, kahve soğumadan iki sayfa: küçük bir alışkanlık, ama taşıdığın yükü her gün yeniden tartar ve her gün biraz hafifletir.